Yazılarımı takip edenler sosyolojiye, insan psikolojisine ve
varoluşa olan ilgimi bilirler. Herkesin davranışlarını, hareketlerini film
izler gibi izlerim.  Bu gözlemlerime
istinaden,   pek çoğunun  yaşamın her alanında  maskelerle dolaşmayı sevdiğini bilirim. Bu
yazımda eleştiri  yapacağım ve kendimi de
bu eleştirilerimin dışında tutacak değilim, tabii ki, bahsettiğim şeylerin
içinde bizzat kendi tecrübelerim de var.

Yani iğneyi kendime, çuvaldızı başkalarına batırıyor
değilim.

İnsanları çok net gözlemleyebildiğiniz platformların başında
facebook ve twitter gibi sosyal paylaşım siteleri başta geliyor. Kaldı ki,
benim gibi insanları sürekli kritik etmeseniz bile, zaten bu siteler, ne
düşünüyorsun? Neredesin diye sorular sorduğu için, isteyen herkes ruhsal
durumunu, ilişki durumunu v.s belirtebiliyor.

Herkes bu siteleri farklı amaç ve tarzlarda kullanıyor. Ben
bu amaçlarla ilgilenmiyorum. İnsanların tarzları ve tartışmaları ile
ilgileniyorum.

Mesela kimi siyaset yapmak için kullanıyor, kimi hayvan
hakları için, kimi hiç bir şey paylaşmıyor ama o siteden de ayrılmıyor,
paylaşım yapanları eleştiriyor. İnsan da merak ediyor, madem hiç bir şey
paylaşmıyorsun, o halde hala  niye
duruyorsun?

Tartışmalar ise çok enteresan bir havada geçiyor. İnsanlar
arasında adeta ego savaşı yaşanıyor. Biri luzumsuz bir konu ortaya atıyor, hele
ki din v.s gibi hazır taraftarı bulunuyorsa, hele de tasavvuf gibi dipsiz bir
kuyuya dayanıyorsa! Aman Allah muhafaza, bilen bilmeyen ego kılıcını kuşanıp,
biribirini gayet düzeyli bir şekilde yerin dibine sokuyor.

Bana çok gereksiz bir teferruat gibi geliyor doğrusu. Vakit
geçirmek adına güzel olabilir ama ciddiye alıp da ‘yapıcı ve hakikati arayan
münakaşa havalarına’  girmeye gerek yok.
Nihayetinde, bu siteler bilimsel kisvesi olan ya da aynı entellektüellik
düzeyindeki insanları buluşturan palatformlar değil. Hoşça vakit geçirme ve
kafa dağıtma yerleri. Dolayısıyla, ben çok bilirim, çok entellektüelim kuyuya
bir taş atayım 40 kişi çıkaramasın tavrı bana biraz banal geliyor.

İnsanlar fikirlerini köşelerinden paylaşır, yoksa Twitter’ a
3 kelime abuk sabuk yazı yollayım, ya da Facebook’ a  bir konu atayım  hali hoş değil. Bilmişliğin daniskası. Hem de
en  anlamsızından. Oraları fikir
platformu değil. Bu durum olsa olsa, ben gerçek hayatımda gereken ilgiyi
görmüyorum bari sanal platformlarda tartışmalar yaratayım da, ruhumun ihtiyacı
olan ilgiyi çekeyim anlamına geliyor. Tıptaki tanımlaması ‘Histrionik’ bir
durum.

Kabul ediyorum hepimiz biraz histironik olabiliriz ama en
azından farkında olanımız var, bir de olmayıp akıl verenlerimiz…..  

 

Reklamlar