Etiketler

Ya nasıl bir özgürlüktür bu insanın kendi sitesine yazması. Bayıldım ben bu işe. Sadece yazılarımı ben bile okusam olur. Öyle ya, kendim için yazmıyormuyum? Kimseye kendimi beğendirme, kabul ettirme kaygım yok. Kendi çapımda eğleniyorum ve fena halde hoşuma gitti bu iş…Haber3 te küçük bir teknik arıza oldu ve tüm köşe yazarlarının yazıları 1 hafta falan girmedi. Ben de yazmak istiyorum, yazım gelmiş, duramıyorum. Bari dedim, kendi siteme yazayım, bu teknik sorun düzelene kadar. Fakat şimdi kendi siteme yazma işi pek bir hoşuma gitti. Bir süre böyle gitsin bakalım. Sonrası Allah kerim….

Efendim, oldum olası, yani kendimi bildim bileli insanları gözlemlemeyi severim. Gizli gözlem manasında değil. Yani tanımak keyif verir. Psikolojik ve gelişim anlamında incelerim. Az gelişmiş insandan da hiç haz etmem. Yani egosunu kullanmayı ayarlayamayan insanları. Asıl ilgi alanım budur. İnsan psikolojisi, varoluş ve davranış bozuklukları….

Şimdiki aklım olsaydı kesinlikle psikoloji okurdum. Ama maalesef çocukken insanları saçma sapan meslek seçimine zorlayan bir eğitim ve aile sistemiyle karşı karşıya büyüdüğüm, kendimi bulmam, gerçek anlamda keyif alacağım mesleği seçmem tahmini olarak 30 lu yaşlarımı bulduğu için maalesef seçemedim….

Olsun şimdi hobi olarak bu işle yine ilgileniyorum ve  sadece profesyonel anlamda para kazanamıyorum.

Kaldı ki bence bu daha iyi ve samimi….

Yıllarca bir sürü psikiyatrist ve psikologa gittim.

Yaşamak aslında son derece zor ve ciddi bir iş.

Kendinizi oluşturmanız, bulmanız, insanlara kabul ettirmeye çalışmanız, sonra her şeyi boşverip sadece kendiniz için yaşamayı seçmeniz uzun bir süre alıyor. Bunun için de akıl alacağınız çok fazla insan da yok aslında. Çünkü herkes bizim gibi, ölene kadar yaşamdan bir şeyler öğreniyor. Hepimiz öğrenciyiz aslında yaşam okulunda….

Bütün bu psikolojik unsurların yanında bir de fiziksel bedenimiz var. Ve onun da bir lisanı tabii. O konuda da çok fazla bilgi sahibi olamıyoruz. Kimimiz çok genç yaşta ölüp gidiyor, kimimiz 100 yaşına kadar yaşıyor. Şimdi ise kök hücre tedeavisi ile insanların 140- 150 yaşını görebileceği konuşuluyor. Doğrusunu Tanrı bilir.

İşte bütün bu bilinmeyenlerin içinde kendimizi bulmamız, tüm öğretilmişlikleri sıfırlayıp, kendimizi ve yaşamı gözlemlememizle başlıyor. Bir nevi içe dönüş hali…

O zaman yaşamın bir bilinmeyen ve sırlarla dolu olduğunu bizim de bilgimizin sınırlarının ancak tecrübelerimizle doğru orantılı olduğu gerçeğini kabullendiğimizde; egomuz yavaş yavaş bize hizmet etmeye ve sadece gerçek tehlike anlarında bizi korumak üzere ortaya çıkıyor.

O andan sonra biz gerçekten istediğimiz gibi yaşamdan keyif almaya başlıyoruz. Kendimiz dışında hiç bir şeyin önemi kalmıyor.

Bu demek değil ki; duygusuz ve sevgisiz oluyoruz. Tam tersi daha fazla sevgiyle dolu oluyoruz, sevgimiz daha kuvvetli ve anlamlı ve gerçek oluyor. Sahte benlikler ve maskeler, üzerimizden kayıp gidiyor. Gerçekten sevgiyle dolup taşıyoruz ve o ışığı etrafa yaymaya başlıyoruz. Bu kutsal bir an aslında. Meditasyonla yakalanmaya çalışan saf bir hal….Ne kadar sürekli olur ve uzun sürer onu bilmiyorum ama anlarda bile olsa yaşamak çok güzel…..

Reklamlar